CUMHURBAŞKANI ADAYI MUHARREM İNCE’NİN ADAYLIK KONUŞMASI (04 MAYIS 2018)  
04.05.2018
7446
Yazı Boyutu: A- A+

CUMHURBAŞKANI ADAYI MUHARREM İNCE’NİN ADAYLIK KONUŞMASI

(04 MAYIS 2018)

-“24 Haziran’da fetret dönemini hep birlikte bitireceğiz”

-“Hedefimiz iki tane. Bir 50+1 ile seçilmek, iki yüzde 100’ü tarafsız bir şekilde yönetmek”

-“Cumhuriyeti kuran parti, Cumhuriyeti kurtaracaktır. Geleceğimizi geri alacağız”

-“Ben meydanlarda entelektüel bir tartışma yapmak istiyorum. Ama siz bunu yapmayıp başka türlü tartışmak istiyorsanız ona da varım. Tercihinizi siz yapacaksınız”

-“Türkiye’nin Cumhuriyet Halk Partisine hiç bu kadar ihtiyacı olmamıştı”

-“Türkiye’de adaletsizliğe, hukuksuzluğa, despotizme isyan ederek milyonların sesi olduğu için, dünya demokrasi tarihine özel bir not düşülecek Adalet Yürüyüşü’nü gerçekleştirdiği için Sayın Genel Başkanı hepinizden ayakta alkışlamanızı rica ediyorum. Kendisine karşı aday olmuş, onu eleştirmiş birisini Cumhurbaşkanı adayı yapmak her babayiğidin harcı değildir”

Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu’nda düzenlenen Büyük Buluşma’da yaptığı konuşma şöyle:


İki insan, iki parti başkanı, iki lider…

Birisi beraber yola çıkmışlar, “kardeşim” demiş, beraber parti kurmuşlar, sen yasaklı olmuşsun o başbakan olmuş. Milletvekili olmuşsun gelmiş başbakanlığı sana vermiş, al demiş gel başbakan ol benim yerime. Sonra bir gün Cumhurbaşkanı adayı olmak istediğinde Genelkurmay Başkanını helikopterle onun bahçesine indirmişsin. Bu bir lider, “kardeşim” dediği, ona başbakanlığı veren, onun sırlarını paylaşan birine, sonunda iş kendine geldiğinde yaptığına bak.

Diğer tarafta bir parti başkanı, bir lider daha var. O da kendisine rakip olmuş, karşısına çıkmış iki kere aday olmuş, hatta bu salonlarda zaman zaman dozunu aşan laflar söylemiş, eleştirmiş. Ama sonra demiş ki, çocuklarımızın geleceği için, memleketin geleceği için, ülkenin selameti için, bana rakip olmuş olabilir ama bu çocuk doğrusudur demiş.

Şimdi size soruyorum 80 milyon, Ey AK Partili kardeşim sana da soruyorum; “kardeşim” dediğinin evinin önüne helikopter gönderenden, kendi hırslarından, kendi egosundan, kendinden başka hiçbir şey düşünmeyen bu insandan millete fayda gelmez, gelmez! İyi düşün, iyi düşün, bu iki parti başkanına iyi bak, kim kendini düşünüyor, kim milleti düşünüyor, kim kendi çocuklarını düşünüyor, kim milletin çocuklarını düşünüyor.

Osmanlı 1299’da kuruldu, 1402’de Timur geldi devleti dağıttı, 1413’e kadar bir fetret devri yaşadı Osmanlı. Yani siyasal karmaşa vardı, idari karmaşa vardı, ordu dağılmıştı. Türkiye tıpkı 1402’de olduğu gibi bir fetret dönemi yaşadı. 24 Haziran’da fetret dönemini hep birlikte bitireceğiz, hep birlikte. Tek olan hepimizindir. Tek olan bayrak, tek bayrak, hepimizin, 80 milyonundur. Vatan tek, 80 milyonundur, hepimizindir. Atatürk kurtarıcımız, kurucumuz, sadece Cumhuriyet Halk Partililerin değil, 80 milyonun Atatürk’üdür, tek. Bir şey daha söyleyeyim, Cumhurbaşkanı, o da tek. AK Partinin Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Halk Partisinin Cumhurbaşkanı olmaz. Cumhurbaşkanı tektir, partisiz olur partisiz!

Şimdi bana diyor ki, “senin tecrüben yeter mi devleti yönetmeye?” Bir, ben 3 Kasım 2002’de milletvekili oldum, Sayın Erdoğan Mart 2003’te oldu. Yani ben ondan 5 ay kıdemliyim, 5 ay. Yani tecrübeye bakarsa, askere gitseydik örneğin, ben çavuş olurdum o onbaşı olurdu. Ne tecrübesini soruyorsun? 550 milletvekili var. 7 milletvekili var orada, o 7 milletvekili 3 Kasım 2002’den bu yana 16 yıldır aralıksız milletvekili; işte görüyorum Haluk Koç, Sayın Genel Başkan, Sayın Engin Altay, Bihlun Tamaylıgil, Akif Hamzaçebi. Yani Grup Başkanvekilliği yapmışım… Tabi ki Deniz Baykal acil diliyorum ustamıza. 16 yıl milletvekilliği yapmışım, Grup Başkanvekilliği yapmışım, Meclis’te sayısız kapalı oturuma katılmışım. 1 Mart 2003 tezkeresinde oy kullanmış şerefli milletvekillerinden birisiyim. Ne tecrübesi?

Mart’ta 2003’te milletvekili oldu Sayın Erdoğan milletvekili olduğu gün Meclis’e geldi, parmak izini kullanamadı çok iyi hatırlıyorum, Sayın Bülent Arınç yardımcı oldu. Aşağılamak için söylemiyorum, bilmiyordu yani. 1 günlük milletvekiliyken başbakan oldu. 1 günlük milletvekilinden başbakan yapacaksınız, 16 yıllık milletvekilinden cumhurbaşkanı yapmayacaksınız, öyle mi?

Diyorsanız ki, ’Muharrem İnce diploman var mı, o yeter mi?’, 8 dönemlik transkripti istediğiniz zaman, zaten ileriki zamanlarda o belli olacak, yani meydanlarda ekonomi konuşacağız, dış politika konuşacağız, tarım konuşacağız, eğitim konuşacağız diye bekliyorum. Ama bunları konuşmayacağız, kavga edeceğiz, iftira atacağız, seni suçlayacağız, karalayacağız kampanyasına girişeceklerse daniskasını yaparım, daniskasını!

Tercihim birincisi. Ben meydanlarda entelektüel bir tartışma yapmak istiyorum. Ama siz bunu yapmayıp başka türlü tartışmak istiyorsanız ona da varım. Tercihinizi siz yapacaksınız önümüzdeki dönemde.

Bir eleştiri daha var, yazıyorlar ’Ya diyor CHP’ye Genel Başkan olamadın, Türkiye’ye Cumhurbaşkanı olacaksın, mantıklı mı?’ diyor. Anlatayım, Tayyip Erdoğan, Beyoğlu’na belediye başkanı olamadı, Türkiye’ye Cumhurbaşkanı oldu, niye ona söylemiyorsunuz? Yani Abdullah Gül, Fazilet Partisi’nde Erbakan’a karşı aday oldu, kaybetti, Genel Başkan olamadı, ama Abdullah Gül Cumhurbaşkanı oldu. 91’de Recep Tayyip Erdoğan milletvekili adayı oldu tercihli sistem vardı, akşam milletvekili yattı, sabah kalktığında milletvekili değildi. Milletvekili olamayan Cumhurbaşkanı oluyor da, Beyoğlu’na belediye başkanı olamayan Cumhurbaşkanı oluyor da, ben niye olamıyormuşum?

Derdimiz, iki derdimiz var. Derdimizin birisi, 50+1, yani seçilmek. Bir derdimiz daha var; yönetmek. O da yüzde 100. Yani hedefimiz iki tane. Bir 50+1 ile seçilmek, iki yüzde 100’ü tarafsız bir şekilde yönetmek.

İki de iddiam var. Bir, terör nereden gelirse gelsin, ister PKK, ister IŞİD, ister FETÖ terör nereden gelirse gelsin en kararlı bir şekilde mücadele edeceğiz. İki, yetimin hakkına göz dikenlere, ihaleye fesat karıştıranlara, bu ülkeyi soyanlara, terörü destekleyenlerle ve bu ülkeyi soyanlarla Allah’ın huzurunda söz veriyorum sonuna kadar mücadele edeceğim

15 yaşındaydım Diyarbakırlı Ahmed Arif’i tanıdığımda. Benim dünyaya soldan bakmamı sağlayan, hani, “Haberin var mı taş duvar? / Demir kapı, kör pencere / Yastığım, ranzam, zincirim / Uğrunda ölümlere gidip geldiğim / Zulamdaki mahzun resim haberin var mı/ Görüşmecim yeşil soğan göndermiş / Karanfil kokuyor cigaram / Dağlarına bahar gelmiş memleketimin” diyor ya… 15 yaşında o Diyarbakırlı Kürt Ahmed Arif’i okuyup da etkilenen Yalovalı Muharrem İnce 54 yaşında aynı heyecanı duyuyorum, aynı duyguları paylaşıyorum. Ve yine Ahmed Arif bir şey daha diyordu, ne diyordu biliyor musunuz ’Bir umudum sende, anlıyor musun?’ diyordu. Bir umudum sizde sokakta, meydanda, çarşıda, bakkalda, bunu başaracağız hep birlikte.

Burada baktığımda her bir Genel Başkanımla bir anım var. Sayın Karayalçın’ın Genel Başkan olduğunda feribot iskelesinde onu karşılayıp Yalova’yı da unutup Balıkesir’e geldiğimi fark etmeden geri döndüğüm günleri hatırlıyorum. Sayın Altan Öymen’le baraja takıldığımızda MYK yok, İl Başkanlarından yapılmış MYK’yı orada oturduğumuz günleri hatırlıyorum. Sayın Hikmet Çetin’in partimize nasıl ağabeylik yaptığı günlerde genç bir kurultay delegesi olarak bu salonlarda olduğum günleri hatırlıyorum. Ama Türkiye’nin Cumhuriyet Halk Partisine hiç bu kadar ihtiyacı olmamıştı.

Bugün benim doğum günüm. Sevaplarıyla, günahlarıyla 54 yılı geride bıraktım. Hayatıma bu andan itibaren kendisini vatanına, milletine, bayrağına adayan; çocuklarımız ve geleceğimizden başka hiçbir şeyi düşünmeyen, aziz milletimizin mutluluğu, refahı için çalışacağım ve bir fani olarak buna devam edeceğim.

Sayın Genel Başkanım, değerli dava arkadaşlarım, yol arkadaşlarım, köklerini Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden alan bir ulu çınarın saygıdeğer üyeleri, beraber çalıştığım milletvekili kardeşlerim, hepinizi teker teker en derin saygılarımla selamlıyorum. Cumhuriyeti kuran bizlere bağımsız başı dik bir ülke bırakan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, milli mücadelemizin bütün kahramanları ve şehitlerimize tekrar rahmet diliyorum. Özgürlüğüne ölümüne düşkün, bağımsızlık mücadelesini tüm dünyaya öğreten, zorluklar karşısındaki en güçlü dayanağımız, gerçek güvencemiz olan fedakar halkımızı gururla selamlıyorum. Kavgadan kindarlıktan bıkmış, işinin, aşının, geleceğinin, çoluk çocuğunun derdine düşmüş, bir damla huzur arayan insanlarımızı selamlıyorum. Karanlığı aydınlığa, sevgiyi nefrete, korkuyu güvene, huzura dönüştürmek isteyenlere, ’artık yeter’ çığlığı atanlara, cumhuriyetin gerçek sahiplerine yüreğimi, gönlümü, aşkımı, hayallerimi, heyecanlarımı gönderiyorum.

Sayın Genel Başkanımıza 80 milyonun önünde partimize ve ülkemize yapmış olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür ediyorum. Türkiye’de adaletsizliğe, hukuksuzluğa, despotizme isyan ederek milyonların sesi olduğu için, dünya demokrasi tarihine özel bir not düşülecek Adalet Yürüyüşü’nü gerçekleştirdiği için Sayın Genel Başkanı hepinizden ayakta alkışlamanızı rica ediyorum.

Kendisine karşı aday olmuş, onu eleştirmiş birisini Cumhurbaşkanı adayı yapmak her babayiğidin harcı değildir. Bu süreçte Sayın Genel Başkanı arayarak aday gösterilmemi isteyenlere de, bu isteğe olumlu yaklaşan Sayın Genel Başkana da şükranlarımı, saygılarımı sunuyorum. 

Kardeşlerim, geleceğimiz elimizden kayıyor, akıp gidiyor, yaşama sevincimizi yok ediyorlar, hayatımıza el koyuyorlar. Sadece bizim değil, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini de çalıyorlar. İnsanlarımız işsiz kaldı, insanlarımız aşsız kaldı, sessiz kaldı, nefessiz kaldı, çıkış yolunu göstermek bizim görevimiz. Işığı yakmak, ayağa kalmak cumhuriyeti kuran iradenin işidir, bizim işimizdir. Cumhuriyeti kuran parti, Cumhuriyeti kurtaracaktır. Geleceğimizi geri alacağız, geleceğimizi geri alacağız, geleceğimizi geri alacağız!

Unutmayınız, geçmişle bugünü kavga ettirenler geleceği kaybederler. Geçmişi bugünle kavga ettirenler geleceği mutlaka kaybedeceklerdir. Bizim derdimiz kavga değil, bizim derdimiz sorun çözmek.

Değerli kardeşlerim, AKP-FETÖ ortaklığı cumhuriyeti rotasından çıkarmıştır. Türkiye artık demokrasi, özgürlük, hukuk devleti, bağımsız yargı, bunları tartışacak durumda değildir. Anayasa Mahkemesi anayasayı bir kenara itmiştir. Yargı emir komuta altındadır. Ekonomimiz dış müdahalelere açıktır. Genelkurmay Başkanı siyasetin özel talepleriyle meşguldür. Besleme sosyal medya trolleri yalan üretmek ve pislik saçmakla uğraşmaktadırlar. Birbirini dinlemeyen, birbirine güvenmeyen, birlikte yaşama isteğini kaybetmiş bir insan topluluğu olduk. Gençlerimiz, akıllı evlatlarımız ülkemizi terk ediyor, memleket yalan rüzgarıyla yönetiliyor. Kendi çocukları bedelli askerlik yapanların, bir de fakir evlatlarımızın yaptığı vatan mücadelesi var.  Sıvasız evlerden, dışı sıvasız evlerden feryatlar yükseliyor, ağıtlar yükseliyor. Pasaportumuzun Kapıkule’den öteye değeri yok. Diplomasi geleneği saray koridorlarının tatmin hobisi haline geldi. Sözde dünya lideri her gün bağırıp, çağırıyor, hakaret ediyor. 

Şimdi bu ülkenin gençlerine sesleniyorum, çocuklar, evlatlarım, öğrencilerim, kardeşlerim size sesleniyorum size. Bakın nasıl bir Cumhurbaşkanı olacağımı size anlatayım. Bir insanı hayatta 3 kişi kıskanmaz; anası kıskanmaz, babası kıskanmaz, bir de öğretmeni kıskanmaz. Öğretmeni gurur duyar, benim profesör öğrencilerim var, kaymakam olmuş öğrencilerim var, doktor olmuş öğrencilerim var, mühendis olmuş öğrencilerim var. Hepsinde payım olduğunu düşünüyorum ve hepsiyle gurur duyuyorum. Ben onlara mekanik anlatırken, elektronik anlatırken, fizik anlatırken ve o sınav sorularını verdikten sonra değerlendirirken o kağıdı nasıl değerlendirirdim biliyor musunuz? Bana öğretmenim öyle öğretmişti çünkü üniversitede. Ataçla isimlerini kapatırdım, okurdum, adını görmeden okurdum kağıdı. Adını görmeyeceksin ki, etkilenmeyeceksin, adil olacaksın, eşit not vereceksin. Peki bunlar ne yaptı? Tam 14 sene üniversite sorularını çaldırdılar. Kime çaldırdılar? FETÖ ile birlikte. Gençler, evlatlarım, kardeşlerim size sesleniyorum; sizin sorularınızı çaldırmayacağım, çaldırmayacağım!

Sadece soruları mı? Buradan uyarıyorum, sınavda soruyu çalan sandıkta oyu çalar. Bugünden uyarıyorum; bu ülkenin değerli avukatları, 50 bin avukat, cübbelerinizi 24 Haziran günü arabanızda tutun. Her an sizi YSK’nın önüne çağırabilirim. Hazır olun, 50 bin avukat!

Bir ne dedik, sınav sorularını çaldırmayacağız. İki ne dedik, sandıkta oyu çaldırmayacağız. Üç, hazineden parayı çaldırmayacağız parayı!

Şimdi size bir soru; Allah’ın izni milletin isteğiyle 24 Haziran’da cumhurbaşkanıyım. Sizce ben nereye giderim? Saraya mı giderim, Çankaya’ya mı giderim? Nereye giderim? Duyamadım. Sarayı ne yapacağım? Sarayı bu ülkenin en akıllı evlatlarına vereceğim, bilim yuvası yapacağım, bilim yuvası!

Şimdi hepimiz sokaklarda gezmeye, bedel ödemeye, ter akıtmaya hazır mıyız, hazır mıyız? Şimdi benim söyleyeceğimi tekrar eder misiniz? Sağ taraf eder mi, sol taraf, orta eder mi? Hadi hep birlikte, “Bir çivi bir nalı kurtarır, bir nal bir atı kurtarır, bir at bir yiğidi kurtarır; bir yiğit memleketi kurtarır.” Helal olsun size, helal olsun, helal olsun!

Gençler, evlatlarım size bir sözüm daha olsun; kamuda yükselme, müdür olma, genel müdür olma, daire başkanı olma, kamuda yükselme, müsteşar olma, öyle bir kritere bağlayacağız ki, yüz yıl kimse değiştiremeyecek. Adil olacağız. Yani kimsenin mezhebine bakmayacağız, kimsenin başörtüsü var mı, yok mu bakmayacağız, kimsenin mini eteğiyle ilgilenmeyeceğiz; kimsenin Türklüğüyle, Kürtlüğüyle, mezhebiyle ilgilenmeyeceğiz. Kamuda yükselmeyi adil yapacağız. Mesela veterinerden TÜBİTAK Başkanı yapmayacağız. Mesela parti il başkanından hakim-savcı yapmayacağız. Mesela bizim dönemimizde gazetelerde şöyle yazmayacak, ’Yargıtay’da seçim var, 13 sosyal demokrat, 14 milliyetçi, 28 muhafazakar varmış’. Utanmıyor musunuz ya utanmıyor musunuz, nasıl yargıçsınız siz, nasıl yargıçsınız, bu ne rezilliktir! Yüksek yargıçların dünya görüşleri gazetelerde çarşaf çarşaf. Ayıp ayıp, siz mi bu ülkeye adalet dağıtacaksınız! Hepsini temizleyeceğiz bunların hepsini. Adil olacak.

Bakın buradan söylüyorum, beni Cumhurbaşkanı olarak beni yargılayamayacak bir yargıcın ne işi var orada! Beni de yargılayacaksın! Bu cesur kararları alacağız. Adalet yoksa o vatanda tartışma çok olur. Önce adaleti kuracağız, tarafsız olacağız, bağımsız olacağız. Hukuk devletini yeniden tesis edeceğiz. Yeniden yapılanmayı gerçekleştireceğiz.

Ve cumhuriyeti kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1929’dan 1938’e 330 gününü Yalova’da geçirmiştir ve cumhuriyetin temel kurumlarını Yalova’da kurmuştur. Yarın saat 14.00’te Yalova Cumhuriyet Meydanı’nda ilk mitingimizi yapıp, Yalovalılarla helalleşiyorum.

Biraz sonra Bülent, Engin, Yaşar, ben... Yani bu mikrofon olmadığı zaman yaptığım konuşma. Şimdi mikrofon konuşmasını yapayım; Sayın Meclis Başkanvekilimiz Sayın Tüzün; Genel Başkan Yardımcımız Sayın Tezcan, Grup Başkanvekilimiz Sayın Altay ve ben bir yere gideceğiz, oradan hemen Birinci Meclis’in önüne gideceğiz. Birinci Meclis’in önünden Saat 13.30 gibi Genel Başkan Yardımcımız Sayın Tezcan seçim startını verecek. Uygun olan arkadaşlarımı 13.30’da Birinci Meclis’in önüne bekliyorum.

Unutmayın ne diyordu Nazım, ’Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey, fakat artık ümit yetmiyor bana ben artık şarkı dinlemek değil şarkı söylemek istiyorum’ diyordu. Bu sefer iktidar istiyoruz, iktidar! Hep birlikte salonu çınlatın iktidar, iktidar...

Hepinize çok teşekkür ediyorum, zahmet ettiniz, yoruldunuz, geldiniz, sağ olun, var olun, elinize sağlık, yüreğinize sağlık, çok teşekkür ediyorum.

CHPnet

SİTELERİ